Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’nda Neler Oluyor?
Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı, Türkiye’nin hem biyolojik çeşitliliği hem de kültürel ve tarihî birikimi açısından en kritik doğal alanlarından biridir. Ege Denizi ile Menderes Nehri’nin buluştuğu bu bölge, yüzlerce kuş türünün göç rotası üzerinde yer almasının yanı sıra yıl boyunca on binlerce canlıya barınma, beslenme ve üreme alanı sağlar.
1966 yılında milli park ilan edilen Dilek Yarımadası’na, 1994 yılında Büyük Menderes Deltası’nın da eklenmesiyle alan 27.598 hektarlık bir büyüklüğe ulaşmıştır1.

8 Temmuz 1994 – Büyük Menderes Deltası’nın Dilek Yarımadası Milli Parkı’na Dahil Edilmesi2
Aynı zamanda Avrupa´nın Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarının Korunmasına Yönelik Sözleşme (Bern)3, Biyolojik Çeşitlilik Anlaşması (Rio)4 ve Akdeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi (Barselona)5 gibi uluslararası anlaşmalar kapsamında korunması taahhüt edilen bu eşsiz ekosistem, son yıllarda artan insan baskısı, kirlilik, plansız kullanım ve yetersiz denetim nedeniyle geri dönüşü zor bir bozulma sürecinin eşiğine gelmiştir.
Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası, uzun yıllar boyunca 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında 1., 2. ve 3. derece doğal sit statüleriyle korunan geniş bir alanı kapsamaktaydı. Bu sistemde, özellikle deltayı çevreleyen tampon zonlar ve kıyı–sulak alan geçiş bölgeleri yüksek koruma önceliğine sahipti.
Ancak geçmiş yıllarda yürürlüğe giren ve doğal sit alanlarının “ekolojik temelli bilimsel araştırmalar” doğrultusunda yeniden sınıflandırılmasını öngören düzenlemelerle birlikte, bu yapı köklü biçimde değiştirilmiştir. Bu süreçte, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan ekolojik temelli bilimsel değerlendirmeler (ETBAR kapsamında) esas alınmıştır6.
Bu çerçevede, 2023 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla Büyük Menderes Deltası ve çevresi 3 ana koruma kategorisine ayrılmıştır7:
- Kesin Korunacak Hassas Alan
- Nitelikli Doğal Koruma Alanı
- Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı

2/8/2023 Tarihli ve 7643 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı7 
02/08/2023 Tarihli ve 7643 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı – Kroki7 
Sit Alanları Yönetim Sistemi – Büyük Menderes Deltası Koruma Alanları – Kırmızı Bölge: Kesin Korunacak Hassas Alan – Mavi Bölge: Nitelikli Doğal Koruma Alanı8
Yeni sınıflandırma sistemi, teorik olarak ekolojik hassasiyeti merkeze almayı amaçlasa da, uygulamada eski doğal sit sınırlarının önemli bir bölümünün daha düşük koruma statüsüne geçirilmesine ya da tamamen sit kapsamı dışına çıkarılmasına yol açmıştır. Özellikle deltayı çevreleyen tarım alanları, kıyı şeridi ve insan faaliyetleriyle temas eden geçiş zonları, yeni sistemde koruma dışı ya da düşük koruma statüsünde bırakılmıştır.
Bu durum, doğal ekosistemlerin yalnızca çekirdek parçalarının korunması; buna karşın bu çekirdeği ayakta tutan tampon ve bağlantı alanlarının zayıflatılması sonucunu doğurmuştur. Oysa bilimsel literatürde ve özellikle Ramsar Sözleşmesi rehberlerinde, sulak alan ekosistemlerinin sürdürülebilirliği yalnızca çekirdek alanların değil, bu alanlarla bağlantılı çevresel zonların da korunmasını zorunlu kılmaktadır9.
Nitekim Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarının Korunmasına Yönelik Bern Sözleşmesi, taraf devletlere yalnızca türleri değil, yaşam alanlarının bütüncül olarak korunmasını yükümlülük olarak tanımlamaktadır⁴. Benzer şekilde Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (Rio) ve Barselona Sözleşmesi de kıyı ve sulak alanlarda parçalı değil, ekosistem temelli koruma yaklaşımını esas almaktadır4-5.
Bu bağlamda, Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası’nda gerçekleştirilen statü değişiklikleri, alanın ulusal mevzuat ile uluslararası koruma yükümlülükleri arasındaki uyumunun sorgulanmasını gerekli kılmaktadır. Koruma alanlarının daraltılması, kısa vadede yönetimsel kolaylık sağlasa da, uzun vadede deltadaki biyolojik çeşitlilik ve ekosistem hizmetleri açısından ciddi riskler barındırmaktadır.
Saha Gözlemleri: Koruma Statülerine Rağmen Süregelen İhlaller
Sahada yapılan gözlemler, Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’nda koruma statülerine rağmen çevresel ihlallerin süreklilik kazandığını göstermektedir. Özellikle farklı koruma kategorileri altında yer alan alanlarda benzer sorunların görülmesi, mevcut koruma ve denetim mekanizmalarının etkinliğini sorgulanır hâle getirmektedir.
Kesin Korunacak Hassas Alan İçerisindeki Atıklar
En yüksek koruma statüsüne sahip olan Kesin Korunacak Hassas Alanlar, teorik olarak insan faaliyetlerine karşı en sıkı şekilde korunması gereken alanlardır. Ancak sahada yapılan incelemelerde, bu alanlar içerisinde çeşitli noktalarda düzensiz çöp birikimleri ve kaçak atık alanları tespit edilmiştir. Bu durum, “sıfır tolerans” ilkesinin geçerli olması gereken alanlarda dahi etkin bir denetimin sağlanamadığını ortaya koymaktadır.
Nitelikli Doğal Koruma Alanı (NDKA) İçerisindeki Atıklar
Bir alt koruma statüsünde yer alan Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında ise benzer şekilde yaygın atık sorunları gözlemlenmiştir. Koruma seviyesi düştükçe ihlallerin arttığına dair güçlü bir izlenim oluşmakta; bu alanlar, düzenli temizlik ve kontrol mekanizmalarından yoksun bırakılmış görünmektedir. Bu durum, statü farklılıklarının sahadaki uygulamalara yeterince yansımadığını göstermektedir.
Tarımsal ve Evsel Atıkların Yakılması
Hem Kesin Korunacak Hassas Alanlar hem de Nitelikli Doğal Koruma Alanları içerisinde, yerel kullanıcılar tarafından budama sonrası ortaya çıkan bitkisel atıklar ile evsel atıkların açık alanda yakıldığı tespit edilmiştir. Bu uygulama, özellikle yaz aylarında ciddi bir yangın riski oluşturmasının yanı sıra, kuşların üreme ve yuvalama dönemlerinde doğrudan habitat tahribatına yol açmakta ve yaban hayatı üzerinde güçlü bir stres faktörü yaratmaktadır.
Koruma statüsü gereği açıkça yasak olması gereken bu tür faaliyetlerin sahada süreklilik göstermesi, yalnızca bireysel ihlallere değil, aynı zamanda etkili bir denetim ve yaptırım mekanizmasının işletilmediğine işaret etmektedir.

Kesin Korunacak Hassas Alan – Yangın 
Nitelikli Doğal Koruma Alanı – Yangın
Milli Park İçerisindeki İşletme Faaliyetleri
Milli park sınırları içerisinde faaliyet gösteren işletmelerin uygulamaları, saha gözlemleri kapsamında dikkat çekici bir diğer başlık olarak öne çıkmaktadır. Gece geç saatlere kadar süren müzikli etkinlikler, yoğun ışık kullanımı ve sahil alanlarının masa, sandalye ve çeşitli ekipmanlarla fiilen işgal edilmesi, koruma–kullanma dengesi açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır10. Bu tür faaliyetlerin, yaban hayatı üzerindeki etkileri yeterince değerlendirilmeden sürdürülmesi, denetim mekanizmalarının etkinliğini zayıflatan önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ayrıca Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından alana yerleştirilen “1. Derece Yangına Hassas Bölge”ve “Ziyaretçilerin Milli Parkı En Geç Saat 18.00’de Boşaltmaları Gerekmektedir” ibareli uyarı tabelalarının hemen ilerleyen bölümlerinde, işletmelere ait “Masa Izgara – KG ile Pişirme” ve “Gece 02.30’a Kadar Açık” ifadelerini içeren tabelaların bulunması, sahadaki uygulamalar ile kurumun kendi uyarı ve koruma politikaları arasında açık bir çelişki olduğunu göstermektedir.
Bu çelişki, milli parkın korunmasına yönelik alınması gereken önlemler ile fiilen izin verilen faaliyetler arasındaki uyumsuzluğu ortaya koymakta; Doğa Koruma ve Milli Parklar’ın alandaki yönetim ve denetim kapasitesinin sorgulanmasını kaçınılmaz hâle getirmektedir.
Menderes Nehri Üzerinden Taşınan İnsan Kaynaklı Kirlilik
Saha gözlemlerinde öne çıkan bir diğer önemli sorun, Menderes Nehri boyunca yer alan endüstriyel ve tarımsal faaliyetler sonucunda oluşan ve nehir aracılığıyla milli park ve delta ekosistemine taşınan kirliliktir. Nehir boyunca gözlemlenen yoğun çöp birikimleri ve zaman zaman hissedilen ağır koku, yalnızca görsel bir kirlilik yaratmakla kalmamakta; deltadaki su kalitesi ve ekosistem sağlığı üzerinde de ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Bu kirlilik, sulak alanların doğal işleyişini bozmakta ve özellikle suya bağımlı türler açısından ekosistem bütünlüğünü tehdit etmektedir10.
Bu durum, milli parkın yalnızca kendi sınırları içerisinde alınacak önlemlerle korunamayacağını; etkin korumanın ancak havza ölçeğinde, bütüncül bir yönetim yaklaşımıyla mümkün olabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, Menderes Nehri boyunca faaliyet gösteren tüm işletmelerin ve tarım alanlarının düzenli ve etkin biçimde denetlenmesi, kirlilik kaynaklarının tespit edilmesi ve gerekli idari yaptırımların gecikmeksizin uygulanması gerekmektedir.
Kesin Korunacak Hassas Alanlar içerisinde dahi bu kirliliğin artarak devam ediyor olması, mevcut koruma ve denetim mekanizmalarının havza genelindeki baskıları kontrol etmekte yetersiz kaldığını göstermektedir.

Menderes Nehri – Endüstriyel Atık
İhbar Mekanizmalarındaki Sorunlar ve Müdahale Yetersizliği
Saha gözlemleri sırasında tespit edilen ihlallerin bildirilmesi sürecinde yaşananlar, ihbar mekanizmalarındaki yapısal sorunları somut biçimde ortaya koymaktadır. İlk olarak 112 Acil Çağrı Merkezi aranmış; ancak buradan Doğa Koruma ve Milli Parklar’a (DKMP) doğrudan ihbar oluşturulamayacağı bilgisi verilmiştir. Bunun üzerine Orman teşkilatına yönlendirilme talebinde bulunulmuş ve tarafımıza özel bir iletişim numarası paylaşılmıştır. Ne var ki bu numaranın, Doğa Koruma ve Milli Parklar’dan yaklaşık iki yıl önce ayrılmış bir personele ait olduğu anlaşılmıştır.
Devam eden süreçte Aydın, Kuşadası ve Manisa Doğa Koruma ve Milli Parklar birimleriyle iletişime geçilmeye çalışılmış; bu numaralardan birinde “alanın kendi sorumluluklarında olmadığı” bilgisi verilmiş, diğerlerinde ise çağrılar yanıtsız kalmış ve yeniden Kuşadası DKMP birimine yönlendirme yapılmıştır. Sahadaki ihlallerle ilgili doğrudan muhatap bulunamaması nedeniyle süreç ilerleyememiştir.
Ancak Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Özel Kalemi’ne durumun aktarılmasının ardından, bu kanal üzerinden ilgili alandaki DKMP personeliyle iletişim kurulabilmiştir. Bu süreçte, 112 Acil Çağrı Merkezi dâhil olmak üzere toplam 13 farklı iletişim numarasıyla temas kurulmuş; basit bir çevre ihbarının ilgili birime ulaşabilmesi için ciddi bir zaman ve koordinasyon kaybı yaşanmıştır.
Bu deneyim, yüksek koruma statüsüne sahip bir milli parkta dahi ihbar ve müdahale mekanizmalarının ne denli parçalı, güncel olmayan ve işlevsiz olabildiğini göstermektedir. Etkin bir koruma için, kurumlar arası yetki ve sorumlulukların netleştirildiği, güncel ve tek merkezli bir ihbar sistemine duyulan ihtiyaç açıktır.
Daha önce Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü düzeyinde yapılan bir görüşmede, ihbar süreçlerine ilişkin olarak, DKMP birimlerinin her aramaya doğrudan yanıt vermekle yükümlü olmadığı; saha personelinin farklı görevlerde bulunabileceği ve bu nedenle ihbarların 112 Acil Çağrı Merkezi veya CİMER üzerinden yapılmasının daha doğru olacağı tarafımıza iletilmiştir. Bu yaklaşım, teorik olarak merkezi ve düzenli bir ihbar mekanizmasını işaret etmektedir.
Ancak sahada edinilen deneyimler, bu yönlendirmelerin uygulamada karşılık bulmadığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Hem 112 Acil Çağrı Merkezi hem de CİMER üzerinden yapılan ihbar girişimlerinin, ilgili Doğa Koruma ve Milli Parklar birimlerine etkin ve zamanında şekilde ulaşamadığı; yapılan bildirimlerin sahada somut bir müdahaleye dönüşmediği defalarca yaşanan tecrübelerle görülmüştür.
Bu durum, vatandaşın doğrudan kuruma ulaşmasının önerilmediği; ancak yönlendirildiği merkezi ihbar kanallarının da fiilen işlememesi sonucunda, ihbar sürecinin bütünüyle işlevsiz hâle gelmesine yol açmaktadır. Sonuç olarak, çevresel ihlallerin bildirilmesi noktasında sorumluluğun sürekli başka kanallara yönlendirilmesi, sahadaki sorunların çözümsüz kalmasına ve ihlallerin süreklilik kazanmasına neden olmaktadır.
Sonuç ve Açık Çağrı
Yukarıda aktarılan tespitler, saha gözlemleri ve yaşanan ihbar süreçleri, Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’nda koruma, yönetim ve denetim mekanizmalarının bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu sorunların çözümü, yalnızca sahada yapılacak müdahalelerle değil; aynı zamanda üst düzeyde alınacak idari kararlar ve etkin bir kurumsal koordinasyonla mümkün olacaktır.
Bu kapsamda, 2025 Mart ayından bu yana Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü ile, Kanatların İzinde: Türkiye’nin Kuş Gözlem Alanlarını İzleme ve Koruma Girişimi kapsamında doğrudan görüşme talebinde bulunulmaktadır. Sahalarda yürütülen çalışmalar, geliştirilen projeler ve tespit edilen sorunlara ilişkin kapsamlı bir sunum yapılması amaçlanmaktadır. Ancak bu süre zarfında iletilen her randevu talebinde, farklı birimlerle görüşmeler gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, söz konusu başlıkların Genel Müdürlük makamına doğrudan aktarılması bir türlü mümkün olamamıştır.
Son olarak Genel Müdürlük Özel Kalemi ile yapılan görüşmelerde de, taleplerin sürekli olarak ötelenmesi ve somut bir görüşme takviminin oluşturulamaması, sahada yaşanan sorunların kurumsal düzeyde ele alınmasını geciktirmektedir. Bu durum, yalnızca iletişimsel bir aksaklık değil; aynı zamanda milli park gibi yüksek koruma statüsüne sahip bir alanla ilgili kritik meselelerin karar verici düzeye taşınamaması anlamına gelmektedir.
Bu metin, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne açık bir çağrı niteliği taşımaktadır. Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı başta olmak üzere, ülkemizin farklı bölgelerinde yaşanan sorunlara ilişkin tüm tespitler; görsel ve teknik verilerle birlikte sunulmaya hazırdır. Sahadan elde edilen bu bilgilerin gecikmeksizin değerlendirilmesi ve ilgili kurumlar arasında etkin bir koordinasyonun sağlanması, söz konusu alanların geleceği açısından hayati önem taşımaktadır.
Referanslar
- Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Ekotaban / Doğa Turizmi Uygulaması.
- Resmî Gazete, 08/07/1994 tarihli ve 21984 sayılı, Bakanlar Kurulu Kararı No: 94/5451
- Bern Sözleşmesi – Convention on the Conservation of European Wildlife and Natural Habitats
- T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı – Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (CBD)
- Barselona Sözleşmesi – Dışişleri Bakanlığı
- Doğal Sit Alanlarının Değerlendirilmesine İlişkin Teknik Esaslar – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı
- Resmî Gazete, 02/08/2023 tarihli, Cumhurbaşkanı Kararı No: 7643
- T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Sit Alanları Yönetim Sistemi
- Managing wetlands – Ramsar Handbooks 4th edition
- Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’nın Bugünü ve Sürdürülebilirliği – Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’ndaki Baskılar ve Tehditler



















