Tol Gölü: Kurtlardan Turnalara Uzanan Ekosistem Hikayesi ve Değişen Ekoloji ile Artan Tehditler Altında Bir Sulak Alanın Geleceği

Bir Mart ayının yağmurlu ve rüzgarlı gününde, kahverenginin her tonuna bürünmüş sazlıkların rüzgarla dans ettiği Tol Gölü’yle ilk karşılaşmamızdı. Yağmurun toprağa her düşüşünde yükselen koku, bu tanışmayı unutulmaz kılıyordu.

Ankara çevresindeki doğal alanları keşfetmek için çıktığım bu yolculukta, Tol Gölü’nün benim için bir dönüm noktası olacağını henüz bilmiyordum. Bu eşsiz alanı adım adım öğrenmeye çalışırken, çamurla ağırlaşan ayaklarımın birbirini takip eden adımlarında keşfettiğim her canlı, gölün sahip olduğu potansiyeli daha iyi görmemi sağladı.

Ankara merkezden yaklaşık 55 kilometre uzaklıkta bulunan Tol Gölü, Nisan 2017’de “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” olarak tescillendi ve alandaki faaliyetlerin denetimi Doğa Koruma ve Milli Parklar tarafından1 yürütülmeye başlandı.

2025 öncesine tanıklık etmemiş olsak da, bu yıl boyunca yaptığımız haftalık gözlemler sayesinde gölün tür çeşitliliği ve habitat dinamikleri hakkında kapsamlı bir fikir edinmeye başladık.

Yıl henüz tamamlanmamış olmasına rağmen, Ocak ayından bu yana Tol Gölü’nde toplam 99 kuş türü2 kaydedildi. Bu türlerin bir kısmının alanda daha önce görülmemiş olması, Tol Gölü’nün artan biyolojik canlılığını korumamız gerektiğine işaret eden en güçlü göstergelerden biri. Bu süreçte karşılaştığımız ekolojik zenginliği ve iyileştirme potansiyeli taşıyan bazı durumları sizlerle paylaşmak istiyorum.

5 Mart 2025 tarihinde gerçekleştirdiğimiz ziyarette alanda avlanan üç bireylik kurt sürüsüyle karşılaşmamız dikkat çekici bir gözlemdi. Bu kayıt, Tol Gölü çevresindeki yırtıcı varlığının devam ettiğini göstermesi açısında önemliydi.

Tol Gölü – Kurt Sürüsü – Kayıt: Mehmet TAVACI

Kurtlarla karşılaşmamızdan 24 saat bile geçmeden bu kez on üç bireylik bir Turna sürüsünün dinlenme rotasının içinde bulduk kendimizi.

Tol Gölü – Turna Sürüsü – Kayıt: Mehmet TAVACI


Yıl içerisinde sayıları binleri bulan Angıt sürülerinin yanı sıra denk geldiğimiz Sibirya Kazı, Altın Yağmurcun, Gri Balıkçıl, Kızıl Şahin, Kerkenez, Kara Leylek gibi türler ise Tol Gölü’nü doğru rehabilitasyon çalışmalarıyla güçlendirilebilecek ekosistem potasiyelinin açık bir göstergesiydi.

İyileştirilmesi Gereken Durumlar

Çevre Kirliliği

Tol Gölü Ulusal Öneme Haiz Sulak Alanı’nda; çevredeki köyler, yol güzergâhları ve piknik amacıyla alana gelen ziyaretçiler tarafından bırakılan hayvansal atıklar, zirai kalıntılar, plastikler ve inşaat döküntüleri tespit edilmektedir. Bu kirlilik, göl ekosisteminin hem fiziksel bütünlüğüne hem de biyolojik çeşitliliğine doğrudan zarar vermektedir.

Alanda düzenli kirlilik tespiti yapılması ve gerekli müdahalelerin ilgili kurumlar tarafından gecikmeden hayata geçirilmesi, ekosistemin korunması açısından zorunludur.

Tol Gölü Ulusal Öneme Haiz Sulak Alanı Çevre Kirliliği ile İlgili Videolar – Mehmet TAVACI – Ağustos 2025

Tarımsal Faaliyetler

Tol Gölü’nün tescile esas sınırları 1.414 hektar olarak belirtilmiştir. Uydu görüntüleri ve saha gözlemleri, bu sınırlar içerisinde tarımsal faaliyetlerin giderek genişlediğini ve gölün doğal yayılım alanına kadar ulaştığını göstermektedir. Sulak alan içerisinde tarımın devam etmesi durumunda faaliyetlerin organik tarım esaslarına uygun biçimde yürütülmesi gerekmektedir.

Bu doğrultuda, sınırlar içerisindeki farklı noktalardan toprak örnekleri alınarak mevcut durumun analiz edilmesi; gübre, pestisit ve ilaç kalıntılarının göl ekosistemi üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Tarımsal faaliyetler süresince oluşan ekosistem baskısının azaltılabilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Avcılık

Tol Gölü’nde göç dönemlerinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri kaçak avcılıktır. Bu durum, alana uğrayan kuş türleri üzerinde davranışsal baskı oluşturarak doğal hareket ve beslenme dinamiklerini bozmaktadır. İlk gözlemlerimiz sırasında yerel halkın bizi avcı sanıp hızla yanımıza gelmesi, avcılık baskısının bölgede ne kadar yaygın olduğunu ve aynı zamanda yerel halkın bu konuya duyarlılığını göstermesi açısından dikkat çekicidir.

Buna karşılık göl çevresinde çok sayıda silah mermisi ve kovanına rastlanması, avcılık baskısının hâlen devam ettiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle Tol Gölü’nde alan güvenliğinin sağlanması, kaçak avcılığın önlenmesi ve düzenli devriye faaliyetlerinin artırılması en öncelikli ihtiyaçlardan biridir.

Endüstriyel Alan Kontrolü

Göl ekosistemine yakın konumdaki endüstriyel üretim alanlarının düzenli olarak denetlenmesi gerekmektedir. Bu alanlarda oluşabilecek zararlı atıklar ve gaz salınımları; yüzey akışı, yağış ve rüzgâr yoluyla göl ekosistemine taşınarak hem su kalitesini hem de canlı çeşitliliğini tehdit edebilir. Düzenli kontrol ve uygun atık yönetimi uygulamaları, hem çevresel bütünlüğün korunması hem de bölge halkının sağlığı açısından kritik öneme sahiptir.

Su Kaynakları

Balaban Çayı’nın taşkın yatağı üzerinde bulunan Tol Gölü, doğal olarak sığ bir sulak alan yapısına sahiptir. Ancak uydu görüntüleri3, gölü besleyen akış hatlarının yıllar içinde tarımsal müdahaleler, drenaj kanalları ve arazi setleri nedeniyle çok sayıda noktada kesintiye uğradığını açıkça göstermektedir. Bu durum, göle ulaşan tatlı su girişlerinde düzensizliğe yol açmakta ve suyun alanda kalış süresini kısaltmaktadır.

Gölün bazı yıllarda tamamen kuruması, mevsimsel döngünün bir sonucu değil, akışın kesilmesiyle ortaya çıkan yapay bir durumdur. Akış kesintileri yalnızca su seviyesini değil, aynı zamanda sazlıkların gerilemesini, tuzlanmanın artmasını ve habitatın parçalanmasını tetikleyen temel ekolojik sorunlardan biridir.

Gölü besleyen çay kollarının karşılaştığı engellerin kaldırılması, yüzey akışının bütüncül biçimde yeniden sağlanması ve drenaj hatlarının kritik noktalarda işlevsizleştirilmesi, Tol Gölü’nün hidrolojik dengesinin yeniden kurulması açısından büyük önem taşımaktadır.

Ayrıca alan içinde hayvancılık faaliyetlerinde kullanılan su kaynakları ve çeşmelerin belirlenerek düzenli denetimlerinin yapılması, hem yaban hayatının sağlığı hem de gölün su rejiminin desteklenmesi için gereklidir.

Uydu Görüntülerine Dayalı Hidrolojik ve Habitat Değişimi

1985–2023 yılları arasında elde edilen uydu görüntülerinin karşılaştırmalı analizi, Tol Gölü’nün hidrolojik dinamiklerinde ve habitat yapısında belirgin bir bozulma yaşandığını göstermektedir. Su yüzeyinin yıllar içerisinde istikrarlı bir mevsimsel döngü yerine düzensiz ve yapay etkilere bağlı olarak genişleyip daraldığı görülmektedir. Bazı dönemlerde göl tamamen kuru ve çorak bir düzey sergilemekte, bazı dönemlerde ise su birikimleri yalnızca sınırlı bölgelere sıkışmaktadır.

Akış yollarındaki kesintiler, gölün tatlı su girişini zayıflatmış; sazlık alanların daralması ve tuzluluk işaretleri ise habitatın parçalandığını ve ekosistemin uzun süreli stabilitesinin bozulduğunu göstermektedir. Tarımsal baskının artması, drenaj kanallarının yoğunlaşması ve doğal akış hatlarının bölünmesi, gölün mevcut ekolojik yapısını sürdürülemez hâle getiren temel değişkenlerdir.

Bu bulgular, Tol Gölü’nün doğal işleyişinin yeniden sağlanabilmesi için su rejiminin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını ve alanın hidrolojik bağlantılarının öncelikli olarak rehabilite edilmesini gerekli kılmaktadır.

Tol Gölü Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan Girişi ve Gözlem Kulesi

Tol Gölü Ulusal Öneme Haiz Sulak Alanı’nı ilk ziyaretimizde DKMP tarafından alana yerleştirilen gözlem kulesine ulaşmaya çalıştık. Ancak daha giriş noktasından itibaren tahrip olmuş iki yapıyla karşılaşmamız, alanın genel durumuna dair ilk olumsuz izlenimi oluşturdu. Bu yapıların uzun süredir bu şekilde alanda kalması, oluşturabileceği güvenlik riskleri açısından dikkat çekiciydi. Kule çevresinin büyük bölümünün tarımsal faaliyetler nedeniyle traktörlerle sürülmüş olması ise, korunan bir alan içerisinde dahi tarımsal baskının ne kadar güçlü olduğunu göstermekteydi. Kule çevresinde bulunan koruma tellerinin mevcut durumu da iletilen görselde açık biçimde görülebilmektedir.

Kuleye çıkamasak da yaklaşık 15 metre yakınından yaptığımız gözlem sırasında yalnızca Doğu Havzası’na kısmen hâkim olabildik; buna karşın Kuzey, Batı, Orta ve Güney Havzaları topoğrafik konum, mesafe ve görüş açısı kısıtları nedeniyle kapsamlı biçimde gözlemlenememiştir.

Özet

Tol Gölü’nde yağışlı bir Mart günü başlayan gözlemlerimiz, yıl boyunca düzenli olarak yürüttüğümüz saha çalışmalarının katkısıyla; gölün tür çeşitliliği, habitat dinamikleri ve ekolojik potansiyeli hakkında kapsamlı bir değerlendirme yapmamıza olanak sağlamıştır. 2025 yılı içinde kaydedilen 99 kuş türü, gözlenen yırtıcı ve göçmen popülasyonları ile tespit edilen çevresel baskılar birlikte ele alındığında, Tol Gölü’nün korunması ve rehabilitasyonu gereken kritik bir sulak alan ekosistemi olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

Öneriler

Hidrolojik Bağlantıların Yeniden Sağlanması: Gölü besleyen akış hatları üzerindeki tarımsal setler ve drenaj engelleri kaldırılarak su girişinin doğal akışına yeniden kavuşturulmalıdır.

Drenaj Kanallarının Kontrol Altına Alınması: Su kaybına neden olan kritik drenaj hatları kapatılmalı veya işlevsiz hâle getirilmelidir.

Tarımsal Baskının Azaltılması ve Tampon Bölge Oluşturulması: Sulak alan sınırlarına giren tarımsal faaliyetler sınırlandırılmalı ve koruyucu bir tampon bölge oluşturulmalıdır.

Sazlık Alanlarının Desteklenmesi ve Pasif Restorasyon: Su rejimi düzenlenerek sazlıkların doğal yayılım gösterebilmesi için pasif restorasyon yaklaşımı uygulanmalıdır.

Tuzlanmanın Kontrolü ve Alan Rehabilitasyonu: Tuzlanma eğilimini azaltmak için göle su girişini artıran ve buharlaşmayı düşüren hidrolojik iyileştirmeler yapılmalıdır.

Çevre Kirliliğinin Azaltılması: Atık kaynaklı kirliliği önlemek için bilgilendirme, düzenli temizlik ve atık yönetimi uygulamaları güçlendirilmelidir.

Kaçak Avcılığın Önlenmesi: Göç dönemlerinde yoğunlaştırılmış devriyelerle kaçak avcılık etkin biçimde kontrol altına alınmalıdır.

Endüstriyel Faaliyetlerin Düzenli Denetimi: Yakın çevredeki endüstriyel işletmelerin atık yönetimi uygulamaları düzenli olarak denetlenmelidir.

Hayvancılık Kaynaklı Baskının Yönetimi: Hayvan sulama noktaları ve su kaynakları kontrol edilerek sulak alan üzerindeki baskı azaltılmalıdır.

Uzaktan Algılama ve Yerinde İzleme Programı: Su rejimi, sazlık alanları ve tuzlanma gibi değişimleri takip etmek için düzenli bir izleme programı oluşturulmalıdır.

DKMP İçin Alan Yönetimi ve Operasyonel Öneriler: Gözlem altyapısının onarılması, denetimlerin artırılması ve yerel halkla iş birliğinin güçlendirilmesi alan yönetimini iyileştirecektir.

Not: Tol Gölü Ulusal Öneme Haiz Sulak Alanı’nda tespit edilen tüm sorunlar ilgili DKMP personellerine iletilmiştir. Alandaki son gözlemimiz Eylül 2025’in ilk haftasında gerçekleştirilmiş olup, bu süreçte yalnızca ölü bir hayvan bedenine ilişkin işlem yapıldığı görülmüştür.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir